Cilt Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cilt Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Su İçerek Zayıflayın

| Posted in , ,


Suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Midede yarattığı hacimden dolayı daha az yemeyi ve metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan enerjiyi arttırıyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet olmamalı, aksine keyif vermeli.

Suyun faydaları

- Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.

- Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nemlenmesini sağlar.

- Vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.

- Dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur.

- Cilt sağlığında, bağışıklık sisteminde, vücut ısısının denetiminde, ödemin atımında rolü vardır.

- Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır.

- Kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler.

- Vücudun ihtiyaç duyduğu iz minerallerin pek çoğunu sağlar.

- Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.

- Zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar.

- Su yaşamın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen asıl problem su içme kültürünün geliştirilememesidir.

- Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmamak gerekir.
Su içmek için susamayı beklemeyin!

Su içmenin zamanı ve miktarı

Su dışındaki pek çok sıvı hayatımızda ciddi ölçüde yer alıyor. Çalışma hayatının vazgeçilmez ikramları çay, kahve, neskafe, meyve suları, bitki ve meyve çayları vb. içecekler.

Bu içeceklerden bazılarının diüretik etkisi olduğundan vücudun ihtiyacı olan sıvıyı karşılamayacağı ve hatta vücuttan sıvı atımını arttıracağı için suyu su olarak içmek gerekir. Öğünlerden 30 veya 15 dakika önce alınan suyun metabolizmayı hızlandırma üzerine ve midede hacim oluşturarak öğünde fazla besin alımı engellemek adına göz ardı edilemeyecek faydaları bulunuyor.

Yemek yerken su içilir mi?

Son günlerde sıkça tartışılan konulardan biriyse yemek yerken su içelim mi? Eğer ki kişinin yemek yerken su içme alışkanlığı varsa bunu devam ettirmeli. Ancak tüketmiyorsa kendini de zorlamamalı. Çünkü bir öğünde sıvıyla birlikte midenin alabileceği kapasite bellidir.

Yemekle birlikte su alındığında mideye daha az besin alınır. Su içilmeyen günlerde ise kalan kısım da yemekle doldurulmak istenir, daha fazla besin tüketilir. Suyun faydasını en üst düzeyde sağlayabilmek için yemeklerden 15 dakika önce su içmeli ve yemek sırasında su içme alışkanlığı varsa devam ettirilmelidir.

Fazla su içmek zehirlenmeye neden olabilir

Doğadaki yararlı olan her şeyin fazlası da zararlıdır. Az içilen suyun zararı kadar fazla içilen suyun da özelikle kalp ve böbrek yetmezliği hastalıklarında zararı vardır. Tüm bu bilgiler böbrek ve bazı sindirim sistemi hastaları için değişkenlik gösterebilir. Gereğinden çok fazla su içilmesi vücutta toksik etki yaratarak su zehirlenmesine neden olabilir.

Su içmeme kabızlık nedeni

Suyun; yemek yenildikten sonra alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıklarının dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Su, kabızlığa en iyi çaredir. Su eksikliği sırasında vücut, iç dokularından (özellikle de kalın bağırsaktan) su çekerek dışkının sertleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açar. Yeterli su tüketildiği takdirde bağırsakların çalışması normal seyrinde olur ve kabızlık önlenir.

El, ayak ve bacaklardaki ödemi engeller

Vücutta özellikle el, ayak ve bacaklarda oluşan ödemi engellemek için en iyi yöntem su tüketmek. Ödemi yok etmek için alınan ilaçlar, bitkisel ürünler geçici bir yöntem. Ayrıca su, kasların dengesini sağlar, cilt kuruluklarını önler ve kilo kaybından sonra gelişen sarkmaları engelleyerek cildin esnekliğini devam ettiriyor.

Günlük su tüketimi ne olmalı?

Kilo kaybetmek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol su içilmesi gerekir. Peki ama günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir.

Nescafe ve çayla su için!

İçilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırıyor. Nasıl Türk kahvesi yanında su içiliyorsa, aynı şekilde çay ve neskafe ile de su içilmesi gerekyoir. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük sıvı ihtiyacının 3/4'ü su olarak tercih ediliyor. Özellikle yaz döneminde suya daha bir önem vermek gerekiyor

Su İçerek Zayıflayın

| Posted in , ,


Suyun zayıflama üzerine olan etkisi göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Midede yarattığı hacimden dolayı daha az yemeyi ve metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan enerjiyi arttırıyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde su içmek eziyet olmamalı, aksine keyif vermeli.

Suyun faydaları

- Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.

- Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nemlenmesini sağlar.

- Vücuttaki kan, gastrik sıvı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.

- Dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur.

- Cilt sağlığında, bağışıklık sisteminde, vücut ısısının denetiminde, ödemin atımında rolü vardır.

- Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır.

- Kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler.

- Vücudun ihtiyaç duyduğu iz minerallerin pek çoğunu sağlar.

- Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.

- Zayıflama diyetlerinde metabolizmayı çalıştırmanın yanında, midede hacim oluşturarak tokluk hissi vermede işe yarar.

- Su yaşamın vazgeçilmezleri arasında olmasına rağmen asıl problem su içme kültürünün geliştirilememesidir.

- Hiçbir sıvı içeceğin suyun yerini tam anlamıyla tutmadığını unutmamak gerekir.
Su içmek için susamayı beklemeyin!

Su içmenin zamanı ve miktarı

Su dışındaki pek çok sıvı hayatımızda ciddi ölçüde yer alıyor. Çalışma hayatının vazgeçilmez ikramları çay, kahve, neskafe, meyve suları, bitki ve meyve çayları vb. içecekler.

Bu içeceklerden bazılarının diüretik etkisi olduğundan vücudun ihtiyacı olan sıvıyı karşılamayacağı ve hatta vücuttan sıvı atımını arttıracağı için suyu su olarak içmek gerekir. Öğünlerden 30 veya 15 dakika önce alınan suyun metabolizmayı hızlandırma üzerine ve midede hacim oluşturarak öğünde fazla besin alımı engellemek adına göz ardı edilemeyecek faydaları bulunuyor.

Yemek yerken su içilir mi?

Son günlerde sıkça tartışılan konulardan biriyse yemek yerken su içelim mi? Eğer ki kişinin yemek yerken su içme alışkanlığı varsa bunu devam ettirmeli. Ancak tüketmiyorsa kendini de zorlamamalı. Çünkü bir öğünde sıvıyla birlikte midenin alabileceği kapasite bellidir.

Yemekle birlikte su alındığında mideye daha az besin alınır. Su içilmeyen günlerde ise kalan kısım da yemekle doldurulmak istenir, daha fazla besin tüketilir. Suyun faydasını en üst düzeyde sağlayabilmek için yemeklerden 15 dakika önce su içmeli ve yemek sırasında su içme alışkanlığı varsa devam ettirilmelidir.

Fazla su içmek zehirlenmeye neden olabilir

Doğadaki yararlı olan her şeyin fazlası da zararlıdır. Az içilen suyun zararı kadar fazla içilen suyun da özelikle kalp ve böbrek yetmezliği hastalıklarında zararı vardır. Tüm bu bilgiler böbrek ve bazı sindirim sistemi hastaları için değişkenlik gösterebilir. Gereğinden çok fazla su içilmesi vücutta toksik etki yaratarak su zehirlenmesine neden olabilir.

Su içmeme kabızlık nedeni

Suyun; yemek yenildikten sonra alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıklarının dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Su, kabızlığa en iyi çaredir. Su eksikliği sırasında vücut, iç dokularından (özellikle de kalın bağırsaktan) su çekerek dışkının sertleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açar. Yeterli su tüketildiği takdirde bağırsakların çalışması normal seyrinde olur ve kabızlık önlenir.

El, ayak ve bacaklardaki ödemi engeller

Vücutta özellikle el, ayak ve bacaklarda oluşan ödemi engellemek için en iyi yöntem su tüketmek. Ödemi yok etmek için alınan ilaçlar, bitkisel ürünler geçici bir yöntem. Ayrıca su, kasların dengesini sağlar, cilt kuruluklarını önler ve kilo kaybından sonra gelişen sarkmaları engelleyerek cildin esnekliğini devam ettiriyor.

Günlük su tüketimi ne olmalı?

Kilo kaybetmek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol su içilmesi gerekir. Peki ama günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir.

Nescafe ve çayla su için!

İçilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırıyor. Nasıl Türk kahvesi yanında su içiliyorsa, aynı şekilde çay ve neskafe ile de su içilmesi gerekyoir. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük sıvı ihtiyacının 3/4'ü su olarak tercih ediliyor. Özellikle yaz döneminde suya daha bir önem vermek gerekiyor

Ev Yapımı Cilt Kremleri

| Posted in

Lavanta kremi

Yerfıstığı yağının koruyucu ve dinlendirici etkisine sahip olan bu karışım özellikle kuru ciltler için idealdir. Bu krem cildi dinlendirip, bakımını sağladığı için özellikle geceleri uyumadan önce kullanırsanız daha etkili sonuç elde edersiniz.

Malzemeler:

a.. 50 ml yerfıstığı yağı

b.. 3 gr balmumu

c.. 3 gr kakao yağı

d.. 20 gr lanolin

e.. 30 ml gül suyu

f.. 8 damla lavanta yağı

Hazırlanışı:

Önce balmumu, kakao yağı ve lanolini 60 derecede ısıtın. Aynı anda gül suyunu da kendi kabında aynı ısıda ısıtın. Bu karışımda ısının aynı olması son derece önemlidir, aksi halde bileşenler birbirine karışıp bir bütün oluşturamazlar. Karışımların ısıları ayarlandıktan sonra yerfıstığı yağını da karışıma ekleyip tekrar 60 derece ısıya ayarlayın. Son olarak da gül suyunu karışıma katın. Ardından karışımı ocaktan indirin ve karıştırmaya başlayın. Bunun için tahta bir çubuk kullanabilirsiniz. Karışım soğuyana kadar yavaş yavaş karıştırın. Ardından lavanta yağını ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Soğuduktan sonra kutuya koyup, kapağı açık bir şekilde bir saat kadar bekletikten sonra kullanabilirsiniz. Bu arada kremi buzdolabında tutarsanız kullanım süresini uzatabilirsiniz.

Canlandırıcı tonik

Gülün içinde barındırdığı mükemmel yağlar temizleyici, ferahlatıcı ve canlandırıcı bir etkiye sahiptir. Özellikle de yorgun ciltlerde... Aynı zamanda makyaj veya cilt temizlemek amacıyla da kullanılabilir.

Malzemeler:

a.. 100 ml beyaz şarap

b.. 50 ml gül suyu

c.. 5 gr kuru gül yaprakları

d.. 1 kahve filtresi

Hazırlanışı:

Gül yapraklarını koyu renkli ama oldukça da geniş bir cam kavanoza koyup, üzerine beyaz şarabı dökün. Ardından kavanozu sıkıca kapatın ve 14 gün sıcak bir yerde bekletin. Işık gelme riskine karşı üzerini koyu renkli bir örtüyle kapatabilirsiniz. 14. günün sonunda karışımı bir süzgeçten geçirin bu arada suyunun çıkması için yaprakları iyice bastırın. Ardından karışımın suyunu bir kahve filtresiyle süzün. Son olarak da bu karışıma gül suyu ekleyip kullanmaya başlayın. Karışımı koyu renkli, hava almayan ve sıkıca kapanan bir şişede 6 ay kadar saklamanız mümkün.

Bal ve yumurta maskesi

Zenginleştici maddelerle cildi besler ve özellikle kuru ciltleri nemlendirir. Cildi yumuşak ve pürüzsüz yapar. Cilt için soğuk kış günlerinde gerekli olan nemi sağlar. Hazırlaması kolay olan bu karışım aynı zamanda oldukça ucuza mal olur.

Malzemeler:

a.. 1 çay kaşığı nemlendirici krem

b.. 1 yumurta

c.. 1 yemek kaşığı badem yağı

d.. 1 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı:

Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı katın. Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma katıp tümünü sürülübilecek kıvama gelene kadar karıştırın.

Kullanımı:

Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine yayın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından ılık suyla yıkayın.

Badem maskesi

Her cilt tipine uygun olan badem sütü kan dolaşımını düzenlediği gibi aynı zamanda da cildi gererek canlandırır. Bu krem sayesinde pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

Malzemeler:

a.. 50 gr soyulmuş badem

b.. 10 gr yulaf unu

c.. 10 gr portakal aroması

d.. Bir miktar süt

Hazırlanışı:

Önce bademleri iyice dövün. Ardından ılık su katarak bir karışım haline getirip yoğurun. Karışımın kaşıktan ayrılması zor olana kadar yoğurmaya devam edin. Yoğurma işleminden sonra karışıma yulaf unu ve portakal aromasını da katarak tümünü 1 saat 15 dakika bekletin. Karışım dinlendikten sonra biraz süt katın ve bir macun kıvamına gelmesini sağlayın.

Kullanımı:

Bu karışımla yüzünüze sürüp, yumuşak hareketlerle masaj yapın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından yüzünüzü bol suyla yıkayın.

Kuruyan ciltler, nedenleri ve öneriler...

Cildimiz özellikle kış aylarında daha çabuk gerilir ve hemen çatlar. Bu nedenle de daha özel bir bakım ister. Üstelik kış mevsiminde cildi korumak da çok kolay değildir. Çünkü evdeki sıcak ve kuru hava ile dışarıdaki soğuk hava arasında yaşanan gel gitler sonucu cildimiz, özellikle de yüzümüz epey zarar görür. Bu değişim yüzünden cildimizde istemediğimiz kızarıklıklar ve yanaklarımızda damarcıklar oluşur. Hava soğuyup kurudukça cildimiz için çok değerli olan nem de azalır. Ortaya çıkan çatlak dudaklar ve pürüzlü eller de kış aylarında adeta cilt bakımının önemini vurgularcasına gözümüze batar. Eğer siz de bu dertlerden yakınıyorsanız işte size yardımcı olacak öneriler;

Cildimiz neden kurur?

a.. Soğuk havalarda cildimiz çok daha fazla nem kaybına uğrar. Bu nedenle de cilt susuz kaldığı için kurur.

b.. Aşırı cilt temizliği bu durumu daha da artırır. Çünkü bildiğimiz o duş jelleri ve sabunlar "emulgator" denilen bir katkı maddesi içerirler. Bunlar, temizlenen bölgedeki kirin ciltten uzaklaştırılmasını sağlar. Ancak bu maddeler aynı zamanda cildin kendine has yağlarını da yok etmektedirler. Cildin kendine öz yağları, nem kaybı ve zararlı etmenler açısından önemli bir koruma görevi üstlenmektedir. Bu nedenle de bu yağlar cilt açısından çok önemlidir. Bu durumda cildinizi gerektiğinden fazla kozmetik ürünüyle temizlemekten kaçınmalısınız. Özellikle de cildinizin kurumasına sebep olabilecek sabunlara dikkat etmelisiniz. Kullandığınız sabunun cildinize uygun olmasına özen göstermelisiniz.

c.. Yağ tabakası ince veya fazla gözenekli olduğunda, cilt daha fazla su kaybeder ve dolasıyla kurur.

d.. Ayrıca parfüm veya kozmetik madde içeren bazı özel malzemeler, cilt gözeneklerine daha kolay ulaşıp, cildi tahriş ederler.

e.. Rüzgar ve güneş gibi dış etkenlere maruz kalan cilt de daha fazla kurur.

f.. Cildiniz C, E ve F vitaminlerinin eksikliğinden dolayı da kuruyabilir.

g.. Cildin kurumasının başka bir nedeni de yaşlılıktır.

Önemli: Ciltte bu nedenlerden dolayı; çatlaklar oluşur, kaşıntı meydana gelir, kepekli bir doku gelişir, cilt pul pul olur, alerjiye yakalanma riski artar ve deri soyulması oluşur. Eğer ciltte bu tür belirtiler olmuşsa hemen çareyi nemlendirci kremlerde aramayın. Çünkü bazı nemlendirciler cildi daha da kurutabilir! Birçok bakım kremi yağ tabakasına zarar verecek maddeler içermektedir. Bu nedenle nemlendirici seçiminde dikkatli olmalısınız.

Kurumayı önlemek için 7 öneri

Cilt hücrelerinin içten su ile beslenebilmeleri için gün boyu en az 2,5 litre su veya bitki çayı için.

a.. Sıcak odalarda veya ortamlarda içi su dolu kaseler veya ıslak bezleri ısıtma sisteminin üzerine koymalısınız ki havadaki nem oranı artsın. Ayrıca odalarda bulunan bitkiler de havadaki nem oranını artırır.

b.. Günde en az bir kez duşun alın. Genelde iki günde bir banyo yapmak cilt için yeterli olabilir. Ancak cildin çok fazla su ile temas halinde olmaması gerekir. Aralarda, sabun kullanmadan sadece su ve bir lifle yıkanmaya özen göstermelisiniz.

c.. Duş yaparken kullanmak üzere en iyisi bebek sabunu alın. Bebek sabunları en fazla yağ içeren sabunlardır. Bu sayede temizlik sonrası cildin korunma tabakası normal şekilde oluşur.

d.. Cildinizi duş veya banyodan sonra mutlaka kremleyin. Banyo sonrasında aradan bir saat geçse bile kremlemeyi ihmal etmeyin.

e.. Özellikle parfüm, kimyasal ve boyar maddeler içermeyen kremler kullanmaya özen gösterin.

f.. Solaryuma gitmeyin! Çünkü UV ışınları cildin kurumasına neden olmaktadır

Ev Yapımı Cilt Kremleri

| Posted in

Lavanta kremi

Yerfıstığı yağının koruyucu ve dinlendirici etkisine sahip olan bu karışım özellikle kuru ciltler için idealdir. Bu krem cildi dinlendirip, bakımını sağladığı için özellikle geceleri uyumadan önce kullanırsanız daha etkili sonuç elde edersiniz.

Malzemeler:

a.. 50 ml yerfıstığı yağı

b.. 3 gr balmumu

c.. 3 gr kakao yağı

d.. 20 gr lanolin

e.. 30 ml gül suyu

f.. 8 damla lavanta yağı

Hazırlanışı:

Önce balmumu, kakao yağı ve lanolini 60 derecede ısıtın. Aynı anda gül suyunu da kendi kabında aynı ısıda ısıtın. Bu karışımda ısının aynı olması son derece önemlidir, aksi halde bileşenler birbirine karışıp bir bütün oluşturamazlar. Karışımların ısıları ayarlandıktan sonra yerfıstığı yağını da karışıma ekleyip tekrar 60 derece ısıya ayarlayın. Son olarak da gül suyunu karışıma katın. Ardından karışımı ocaktan indirin ve karıştırmaya başlayın. Bunun için tahta bir çubuk kullanabilirsiniz. Karışım soğuyana kadar yavaş yavaş karıştırın. Ardından lavanta yağını ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Soğuduktan sonra kutuya koyup, kapağı açık bir şekilde bir saat kadar bekletikten sonra kullanabilirsiniz. Bu arada kremi buzdolabında tutarsanız kullanım süresini uzatabilirsiniz.

Canlandırıcı tonik

Gülün içinde barındırdığı mükemmel yağlar temizleyici, ferahlatıcı ve canlandırıcı bir etkiye sahiptir. Özellikle de yorgun ciltlerde... Aynı zamanda makyaj veya cilt temizlemek amacıyla da kullanılabilir.

Malzemeler:

a.. 100 ml beyaz şarap

b.. 50 ml gül suyu

c.. 5 gr kuru gül yaprakları

d.. 1 kahve filtresi

Hazırlanışı:

Gül yapraklarını koyu renkli ama oldukça da geniş bir cam kavanoza koyup, üzerine beyaz şarabı dökün. Ardından kavanozu sıkıca kapatın ve 14 gün sıcak bir yerde bekletin. Işık gelme riskine karşı üzerini koyu renkli bir örtüyle kapatabilirsiniz. 14. günün sonunda karışımı bir süzgeçten geçirin bu arada suyunun çıkması için yaprakları iyice bastırın. Ardından karışımın suyunu bir kahve filtresiyle süzün. Son olarak da bu karışıma gül suyu ekleyip kullanmaya başlayın. Karışımı koyu renkli, hava almayan ve sıkıca kapanan bir şişede 6 ay kadar saklamanız mümkün.

Bal ve yumurta maskesi

Zenginleştici maddelerle cildi besler ve özellikle kuru ciltleri nemlendirir. Cildi yumuşak ve pürüzsüz yapar. Cilt için soğuk kış günlerinde gerekli olan nemi sağlar. Hazırlaması kolay olan bu karışım aynı zamanda oldukça ucuza mal olur.

Malzemeler:

a.. 1 çay kaşığı nemlendirici krem

b.. 1 yumurta

c.. 1 yemek kaşığı badem yağı

d.. 1 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı:

Yumurtanın beyazı ve sarısını ayırın. Yumurtanın sarısına damlalar halinde badem yağını ekleyerek karıştırın. Ardından yavaşça nemlendirici kremi ve balı katın. Yumurta beyazını da ayrı bir kapta hafifçe çırpın ve yumurta sarısını karşıma katıp tümünü sürülübilecek kıvama gelene kadar karıştırın.

Kullanımı:

Karışımı, genişçe bir fırça veya pamukla yüz ve boyun bölgesine yayın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından ılık suyla yıkayın.

Badem maskesi

Her cilt tipine uygun olan badem sütü kan dolaşımını düzenlediği gibi aynı zamanda da cildi gererek canlandırır. Bu krem sayesinde pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

Malzemeler:

a.. 50 gr soyulmuş badem

b.. 10 gr yulaf unu

c.. 10 gr portakal aroması

d.. Bir miktar süt

Hazırlanışı:

Önce bademleri iyice dövün. Ardından ılık su katarak bir karışım haline getirip yoğurun. Karışımın kaşıktan ayrılması zor olana kadar yoğurmaya devam edin. Yoğurma işleminden sonra karışıma yulaf unu ve portakal aromasını da katarak tümünü 1 saat 15 dakika bekletin. Karışım dinlendikten sonra biraz süt katın ve bir macun kıvamına gelmesini sağlayın.

Kullanımı:

Bu karışımla yüzünüze sürüp, yumuşak hareketlerle masaj yapın ve en az yarım saat etkisini göstermesini bekleyin. Ardından yüzünüzü bol suyla yıkayın.

Kuruyan ciltler, nedenleri ve öneriler...

Cildimiz özellikle kış aylarında daha çabuk gerilir ve hemen çatlar. Bu nedenle de daha özel bir bakım ister. Üstelik kış mevsiminde cildi korumak da çok kolay değildir. Çünkü evdeki sıcak ve kuru hava ile dışarıdaki soğuk hava arasında yaşanan gel gitler sonucu cildimiz, özellikle de yüzümüz epey zarar görür. Bu değişim yüzünden cildimizde istemediğimiz kızarıklıklar ve yanaklarımızda damarcıklar oluşur. Hava soğuyup kurudukça cildimiz için çok değerli olan nem de azalır. Ortaya çıkan çatlak dudaklar ve pürüzlü eller de kış aylarında adeta cilt bakımının önemini vurgularcasına gözümüze batar. Eğer siz de bu dertlerden yakınıyorsanız işte size yardımcı olacak öneriler;

Cildimiz neden kurur?

a.. Soğuk havalarda cildimiz çok daha fazla nem kaybına uğrar. Bu nedenle de cilt susuz kaldığı için kurur.

b.. Aşırı cilt temizliği bu durumu daha da artırır. Çünkü bildiğimiz o duş jelleri ve sabunlar "emulgator" denilen bir katkı maddesi içerirler. Bunlar, temizlenen bölgedeki kirin ciltten uzaklaştırılmasını sağlar. Ancak bu maddeler aynı zamanda cildin kendine has yağlarını da yok etmektedirler. Cildin kendine öz yağları, nem kaybı ve zararlı etmenler açısından önemli bir koruma görevi üstlenmektedir. Bu nedenle de bu yağlar cilt açısından çok önemlidir. Bu durumda cildinizi gerektiğinden fazla kozmetik ürünüyle temizlemekten kaçınmalısınız. Özellikle de cildinizin kurumasına sebep olabilecek sabunlara dikkat etmelisiniz. Kullandığınız sabunun cildinize uygun olmasına özen göstermelisiniz.

c.. Yağ tabakası ince veya fazla gözenekli olduğunda, cilt daha fazla su kaybeder ve dolasıyla kurur.

d.. Ayrıca parfüm veya kozmetik madde içeren bazı özel malzemeler, cilt gözeneklerine daha kolay ulaşıp, cildi tahriş ederler.

e.. Rüzgar ve güneş gibi dış etkenlere maruz kalan cilt de daha fazla kurur.

f.. Cildiniz C, E ve F vitaminlerinin eksikliğinden dolayı da kuruyabilir.

g.. Cildin kurumasının başka bir nedeni de yaşlılıktır.

Önemli: Ciltte bu nedenlerden dolayı; çatlaklar oluşur, kaşıntı meydana gelir, kepekli bir doku gelişir, cilt pul pul olur, alerjiye yakalanma riski artar ve deri soyulması oluşur. Eğer ciltte bu tür belirtiler olmuşsa hemen çareyi nemlendirci kremlerde aramayın. Çünkü bazı nemlendirciler cildi daha da kurutabilir! Birçok bakım kremi yağ tabakasına zarar verecek maddeler içermektedir. Bu nedenle nemlendirici seçiminde dikkatli olmalısınız.

Kurumayı önlemek için 7 öneri

Cilt hücrelerinin içten su ile beslenebilmeleri için gün boyu en az 2,5 litre su veya bitki çayı için.

a.. Sıcak odalarda veya ortamlarda içi su dolu kaseler veya ıslak bezleri ısıtma sisteminin üzerine koymalısınız ki havadaki nem oranı artsın. Ayrıca odalarda bulunan bitkiler de havadaki nem oranını artırır.

b.. Günde en az bir kez duşun alın. Genelde iki günde bir banyo yapmak cilt için yeterli olabilir. Ancak cildin çok fazla su ile temas halinde olmaması gerekir. Aralarda, sabun kullanmadan sadece su ve bir lifle yıkanmaya özen göstermelisiniz.

c.. Duş yaparken kullanmak üzere en iyisi bebek sabunu alın. Bebek sabunları en fazla yağ içeren sabunlardır. Bu sayede temizlik sonrası cildin korunma tabakası normal şekilde oluşur.

d.. Cildinizi duş veya banyodan sonra mutlaka kremleyin. Banyo sonrasında aradan bir saat geçse bile kremlemeyi ihmal etmeyin.

e.. Özellikle parfüm, kimyasal ve boyar maddeler içermeyen kremler kullanmaya özen gösterin.

f.. Solaryuma gitmeyin! Çünkü UV ışınları cildin kurumasına neden olmaktadır

Selülit

| Posted in


Selülit nedir?

Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.

Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.

Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.

Selülit nedenleri.

Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.

Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.

Beslenme : Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol: Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.

Duruş : Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak: Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Selüliti önlemenin yolları.

Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj : Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz : Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su : Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler : Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler : Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Selülit tedavisi.

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Kozmetik çözümler : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :

a.. Bikini Anti-Cellulite / Christian Dior
b.. D·Stock / Vichy
c.. Perfect Slim/ Loreal
d.. Aroma Fit Anti-Cellulite / Lancôme
e.. Chrono-Actif / Elancyl
f.. Celluli-Choc / Biotherm
g.. Lift Minceur Anti-Capiton / Clarins

Selülit

| Posted in


Selülit nedir?

Tıptaki adı hidrolipodistrofi olan selülit, derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun bağ dokular arasında sıkışması sonucunda derinin üst kısmının portakal kabuğu görüntüsü almasıdır. Ciddi bir problem olan selülit, sanılanın aksine sadece kilolu bayanlarda görülmez. Zayıf ya da şişman her kadının korkulu rüyasıdır. Selülit, daha çok bayanların kalça, basen, dizin ve bileğin iç kısımları, baldırların arkası ve üst bacak bölgelerinde yoğunlaşır.

Beslenme, genetik faktörler, hormonal özellikler ve spor yapmama gibi etkenlerin neden olduğu selülitten % 100 kurtulmak imkansız olsa da çeşitli yollarla azaltmanız ve büyük değişiklikler görmeniz mümkün. Ancak yine de hemen sonuç almayı ve her şeyin bir anda değişmesini beklemeyin.

Üstelik selülit, yaşlandıkça cildin gerginliğini yitirmesi, incelmesi yüzünden daha da belirginleşir ve hatta kalıcı bir hal alabilir. Bu arada en merak edilen konulardan biri de erkeklerde neden selülitin olmayışı... Bunun nedeni kadın ve erkeğin farklı hormonlara sahip olmasıdır. Selülitin kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli sebebi östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun aşırı salgılanması vücutta normalden fazla su ve yağ tutulmasına neden olur. Bu nedenle ergenlik öncesi, menopoz öncesi ve sonrası selülit oluşumunun en yoğun ortaya çıktığı dönemlerdir. Bunun yanısıra erkeklerin cildi daha kalın ve sıkıdır.

Selülit nedenleri.

Selülit oluşumunun birçok farklı nedeni vardır. Bunlar arasında genetik faktörü, hormonal nedenleri, beslenme şeklini, spor yapmamayı ve cildin kendi fiziksel yapısını sayabaliriz.

Hormonal nedenler : Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kadınların östrojen hormonu miktarındaki artışın selüliti çoğalttığını ortaya koymuştur. Cilt ve vücut sağlığı için gerekli olan bir takım hormonlar ve kimyasal maddelerin miktarındaki değişiklikten dolayı hücre aralığında normalin üstünde su birikmeye başlar. Bu birikme aşırı boyutlara vardığında cildin görünümünde de bir takım değişiklikler meydana gelir. Dolayısıyla selülit hormonlarla doğrudan etkilidir.

Beslenme : Tek yönlü ve sağlıksız beslenme selülitin ana nedenlerinden biridir. Genellikle çalışan toplumlardaki kadınlarda görülen selülit, bayanların fast food ve hazır gıdalara olan eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Hayvansal yağlar, tuz, şeker, kola ve kahve gibi yiyecek ve içecekler de yağ hücrelerini şişirerek, buralarda ödem yapmakta ve selülit oluşmasına neden olmaktadır.

Sigara ve alkol: Sigara ve alkol kullanan bayanlarda selülit görülme oranı kullanmayanlara oranla bir hayli yüksektir.

Duruş : Yüksek topuklu ayakkabılar giymek, yanlış yürümek ve yanlış oturmak da selülitin nedenleri arasında sayılabilir. Yüksek topuklu ayakkabılardan dolayı kan dolaşımındaki bozukluk zamanla cildin iyi beslenememesine dolayısıyla da selülit oluşmasına sebep olur.

Spor yapmamak: Spor yapmamaktan dolayı vücut yeterince yağ yakamaz. Zamanla derinin altındaki yağ dokusu şişerek yağın depolanmasına neden olur. Bu sebeple de cilt yüzeyinde çirkin bir görüntü oluşur.

Selüliti önlemenin yolları.

Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj : Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz : Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su : Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler : Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler : Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Selülit tedavisi.

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction'da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Kozmetik çözümler : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Düzenli kullanıldıkları takdirde ciddi düzelmeler sağlarlar. Ancak dengeli beslenme ve spor takviyesi de daha iyi sonuç alınması açısından oldukça önemlidir. Kozmetik mağazalarında ya da parfümerilerde rahatlıkla bulabileceğiniz kremlerden bazıları :

a.. Bikini Anti-Cellulite / Christian Dior
b.. D·Stock / Vichy
c.. Perfect Slim/ Loreal
d.. Aroma Fit Anti-Cellulite / Lancôme
e.. Chrono-Actif / Elancyl
f.. Celluli-Choc / Biotherm
g.. Lift Minceur Anti-Capiton / Clarins